Modernizmde temsil ve mekan üzerine düşündüren iki çelişkili kavram halini almıştır. Modern iletişim araçlarıyla beraber, mimarlık üretimi temsil üretimi haline dönüşmüştür. Modern mimariyi bir dizi üst üste gelen temsiller dizisi olarak görmek gerekmektedir. Ancak bu durum mimarlığın geleneksel nesnesi olan binanın terk edilmesi değildir. Yalnızca binaya bakma yollarının geçirdiği değişimler sonucunda binaya öncekine göre daha yakından, yeni bir gözle ve farklı bakış açılarıyla bakabilmek demektir ve bu bakış açıları da mimarlığın bina gibi diğer nesneleridir. Çizim, fotoğraf, film, yazı ve ilanı hangi açıdan ele alıyorsak binayı da böyle ele almamız gerekir. Bunun sebebi yalnızca bu iletişim ortamlarının binaya farklı bakış açılarından bakma imkanı sunmuş temsil yöntemleri olmaları değil, binanın kendisinin bir başka bakış açısı olarak bir temsil yöntemi olmasıdır.
Modern mimaride mimari üretimin yeri artık yalnızca inşaat değildir. Binanın sunduğu maddi ortamın aksine, mimarlık üretimi, zamanla sergi mekanlarına, dergi, kitap gibi basılı medyalara ve en son da sanal ortama doğru kaymıştır.
Mahremiyet ve Kamusallık’ta Beatriz Colomina, 20.yy mimarlığını modern yapan şeyin mimarlığın kitle iletişim araçlarıyla iletişime geçmesi olduğunu söylemektedir. Colomina’ya göre;
“Yeni yeni ortaya çıkan 20′nci yy kültürünü tanımlamaya başlayan iletişim sistemleri ve kitle iletişim araçları, modern mimarinin içinde üretildiği ve doğrudan temasta olduğu asıl mahali oluşturmaktadırlar”. *
*Beatriz Colomina, 2011, Mahremiyet ve Kamusallık: kitle iletişim aracı olarak modern mimari, Metis Yayınları




