Sancaklar Cami ve Antakya Otel’e “Highly Commended” Ödülü

Sancaklar Cami ve Antakya Otel’e “Highly Commended” Ödülü

Kaynak: emlak.kanald.com

 

EAA-Emre Arolat Architects tarafından tasarlanan Sancaklar Camii ve Antakya Müze-Otel, Dünya Mimarlık Festivali’nde “Geleceğin Projeleri” kategorisinde “Highly Commended” ödülünü aldı.

 

EAA-Emre Arolat Architects tarafından tasarlanan Sancaklar Camii ve Antakya Müze-Otel, Dünya Mimarlık Festivali’nde “Geleceğin Projeleri” kategorisinde “Highly Commended” ödülünü aldı.

 

Londra merkezli EMAP Media Group tarafından 2-4 Kasım tarihleri arasında Barcelona’da gerçekleştirilen Dünya Mimarlık Festivali‘nde (World Architecture Festival – WAF) bu yıl farklı kategorilerde dört projeyle yarışan EAA, Sancaklar Camii projesi ile “Geleceğin Projeleri / Kültür Yapıları” kategorisinde, Antakya Müze-Otel ile “Geleceğin Projeleri / Ticari Yapılar” kategorisinde “Highly Commended” ödülüne layık görüldü.

 

Bu yıl 59 ülkeden toplam 704 proje katılımı ile bugüne kadarki en yüksek başvuru sayısına ulaşan Dünya Mimarlık Festivali‘nin ödül töreni 4 Kasım Cuma gecesi Barcelona’da gerçekleşti. Dünya Mimarlık Festivali’nde “Geleceğin Projeleri / Kültür Yapıları” kategorisinde “Highly Commended” ödülü alan Sancaklar Camii projesi, “biçim” üzerinden yürüyen güncel mimari tartışmalardan uzak durup dinsel mekanın özüne odaklanarak, camii tasarımının temel sorunsallarına yanıt arıyor.

 

İstanbul Büyükçekmece Gölü’ne bakan eğimli bir arazide konumlanan cami, bulunduğu eğimin içine yerleşiyor ve gözlerden kayboluyor. Üst avlusundaki parkı çevreleyen yüksek duvarlar, dışardaki karmaşık dünya ile kamusal parkın huzurlu atmosferi arasındaki belirgin sınırı vurguluyor. Parkın içinden geçen eğimli bir patika ile ulaşılan yapı, tezyinattan arınmış brüt malzemelerin kullanıldığı iç mekanıyla insanı bir tür arınmaya davet ediyor. Yapının kıble duvarı boyunca yer alan yarıklar ibadet alanının yönelimini güçlendirirken, güneş ışınlarının iç mekana süzülmesini sağlıyor.

 

 

Dünya Mimarlık Festivali’nde “Geleceğin Projeleri / Ticari Yapılar” kategorisinde “Highly Commended” ödülü alan Antakya Müze-Otel projesi, Antakya’nın merkezinde St. Pierre Kilisesi’ne yakın konumdaki arazinin sondaj kazılarından çıkan kalıntıları kamusal kullanıma açarak burayı bir müze-otel olarak değerlendirme fikri üzerine kurulu. Kendi yapısal kodlarına sahip yerden bağımsız bir tip haline gelen otel, kalıntıların karakterize ettiği bu alana yerleşirken içe dönüp kompaktlaşmak yerine, barındırdığı programların birbirinden bağımsız hareket edebilen tekil birimler haline gelmesiyle kazı alanının üzerine yayılıyor ve kalıntıları örten koruyucu saçağın altında kendine yer buluyor. Kazı alanının üzerinde dolaşan köprü ve rampalar ile oluşturulan açık alan parkuru, alanı bir arkeolojik park olarak ziyarete açıyor ve kalıntıların yakından görülmesine imkan tanıyor.



Göktürk’te Kaldırımlar Restoran Oluyor

Göktürk’te Kaldırımlar Restoran Oluyor

Kaynak: radikal.com   Kentin karmaşasından kaçmak isteyenlerin yaşam alanı olarak kurulan Göktürk’te yayalara yürüyecek yer kalmadı.   Beyoğlu Belediyesi’nin bugüne dek az rastlanan bir kararlılıkla yeme-içme mekânlarının kapı önlerine koyduğu birkaç masayı kaldırma operasyonunun tam tersi Eyüp Belediyesi’ne bağlı Göktürk … devamı…

David Harvey, Postmodernliğin Durumu, 1990

David Harvey, Postmodernliğin Durumu, 1990

” … 1847-48 olayları aynı zamanda mekanın doğası ve paranın anlamı konusundaki yerleşik fikirleri de sarstı. Olaylar Avrupa’nın, ekonomik ve mali yaşamında bütün bir kıtayı eşzamanlı bir krizin oluşumuna açık hale getiren mekansal bütünleşme düzeyine ulaşmış olduğunu kanıtlıyordu. Kıtanın bir … devamı…

Maçka Oteli

Maçka Oteli

  Nişantaşı-Teşvikiye bölgesindeki kentsel doku, aynı dönemlerde yapılaşmış  Avrupa kentleri ile ortak motivasyonların ürünüdür. 20. yüzyıl başı kentsel hareketlerinin getirdiği yığılma sonucu artan  nitelikli yapı ihtiyacı bitişik nizam gelişen, gabarisi 7-8 kata ulaşan, kentsel mekanın yoğunluk ve süreklilik üzerinden kurulduğu … devamı…