<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>EAA Database</title>
	<atom:link href="http://database.emrearolat.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://database.emrearolat.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 14 May 2012 12:46:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.2</generator>
		<item>
		<title></title>
		<link>http://database.emrearolat.com/2012/05/14/2260/</link>
		<comments>http://database.emrearolat.com/2012/05/14/2260/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 May 2012 12:46:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Asli Altug</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıntı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://database.emrearolat.com/?p=2260</guid>
		<description><![CDATA[Kaynak:ekonomi.milliyet.com
&#160;

Galatasaray Lisesi’nin, mezunlarını bir araya getirmek amacıyla  düzenlediği “Okulda Bir Öğle Yemeği” toplantılarının konuğu dünyaca ünlü  mimar Emre Arolat oldu.
&#160;
Arolat, yaptığı konuşmada gerek Türkiye gerekse uluslararası alanda ses getiren projelerini paylaştı.
Mimar Arolat, projelerinde çevre ile bütünleşecek tasarımlar   &#8230; <a href="http://database.emrearolat.com/2012/05/14/2260/">devamı...</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2>Kaynak:<a href="http://ekonomi.milliyet.com.tr/mimar-emre-arolat-sistem-mimarlari-ajan-olmaya-zorluyor/ekonomi/ekonomidetay/12.05.2012/1539380/default.htm">ekonomi.milliyet.com</a></h2>
<p>&nbsp;</p>
<h2></h2>
<h2>Galatasaray Lisesi’nin, mezunlarını bir araya getirmek amacıyla  düzenlediği “Okulda Bir Öğle Yemeği” toplantılarının konuğu dünyaca ünlü  mimar Emre Arolat oldu.</h2>
<p>&nbsp;</p>
<p>Arolat, yaptığı konuşmada gerek <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/T%C3%BCrkiye/default.htm" target="_blank">Türkiye</a> gerekse uluslararası alanda ses getiren projelerini paylaştı.</p>
<p>Mimar Arolat, projelerinde çevre ile bütünleşecek tasarımlar  hazırlamaya özen gösterdiğini belirterek, “Mümkün olduğu kadar araziyle  hemhal olan, çevredeki dokuları çok fazla bozmayan, arazinin içindeymiş  gibi duran yapıları seviyoruz. Kent planlaması üzerine birçok çalışmamız  var. Başbakan ile konuşma fırsatı yakaladığım bir gün kendisine üçüncü  köprünün şehrin kuzeyine yapılmasının ne kadar yanlış bir karar  olacağını anlattım. ‘1.5 trilyonun var mı? Köprüyü güneyde yaparsak 1.5  trilyon fark ediyor’ dedi. Bu da benim işim değil tabii ki” dedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p> <strong>‘Yoğunluğu azaltmak gerek’</strong></p>
<p>Konuşmasına, kentsel <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Tasar%C4%B1m/default.htm" target="_blank">tasarım</a> üzerine düşüncelerini paylaşarak devam eden Arolat, “Kente, büyük  projeler yapmak gerekir. ‘Ali Sami Yen park olsun’ diyorlar. Ben de  isterim. Herkes parkın parasını verecekse olsun. Ancak içinde  yaşadığımız kapitalist <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/%C3%BCretim/default.htm" target="_blank">üretim</a>-<a href="http://www.milliyet.com.tr/index/t%C3%BCketim/default.htm" target="_blank">tüketim</a> süreçlerinin olduğu dünya, biz mimarları bu işin içinde birer ajan  haline getiriyor. Bu ajanlığı iyiye kullanabilirsiniz. Sorumluluğumun bu  yönde olduğunu düşünüyorum. Yani halkın tümüne açık alanlar  yapabilirsiniz. Biz de projelerimizi kent planlamanın inceliklerine göre  yapıyoruz” diye konuştu.<br /> <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/%C4%B0stanbul/default.htm" target="_blank">İstanbul</a>’daki  yoğunluk problemine dikkat çeken mimar Arolat, “Kent yoğunluğunu doğru  çözmek gerek. Eviniz Çekmeköy’de, iş yeriniz Zincirlikuyu’da ise ne  yaparsanız yapın trafik sorununu çözemezsiniz. <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Paris/default.htm" target="_blank">Paris</a>’te, <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/New-York/default.htm" target="_blank">New York</a>’ta kaç kişi işe özel arabasıyla gidiyor? Kent planlanması kolay öngörülebilir bir şey değil. Kent tasarımı mikroorganizma gibi.<br /> Her şey birbirine bağlı. Çok iyi düşünülmesi gerekiyor. Dünyada henüz  kenti çok iyi tasarlayabilmiş hiçbir mimar yok. Her şeye rağmen en iyi  tasarlanmış kentler, kendiliğinden büyümüş, kendi dinamikleriyle ortaya  çıkmış kentler. Onlar da ortaçağ kentleri ki oralarda da kimse evinden  işine Mercedes ile gitmeye çalışmıyor” dedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>‘<a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Zorlu-Center/default.htm" target="_blank">Zorlu Center</a> kentsel merkez olacak’</strong></p>
<p>Diğer taraftan Zincirlikuyu’daki eski Karayolları arazisi üzerine inşa edilen “Zorlu Center Rezidansları”nın <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Proje/default.htm" target="_blank">proje</a> sorumlusu olarak, söz konusu alanın İstanbul’a olumlu katkıda bulunacağını söyleyen Arolat, şöyle konuştu:<br /> “Proje sorumlusu olarak söylüyorum. Bu proje tepe tepe kullanılacak.  Biz değilsek de, çocuklarımız, torunlarımız kullanacak. İstanbul’un yeni  kentsel merkezi olacak. Yeşil alan bağlamında orası bakımsız ve sıhhi  olmayan bir alandı. Şimdi çok daha bakımlı, çok daha az problem taşıyan  bir yer olacak. Ayrıca ortasında kocaman bir kentsel mekan var, oraya  herkes girebilecek. Kapalı bir <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Al%C4%B1%C5%9Fveri%C5%9F/default.htm" target="_blank">alışveriş</a> merkezi yapmak yerine, yeni bir meydan yapıyoruz. Ayrıca yapıların  üzerindeki kabuklar yeşillendiriliyor. Zorlu Center’ın İstanbul’a  olumsuz değil, olumlu katkısı olacağına inanıyorum.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>ARSA YATIRIMIYLA EĞİTİM DEVİ OLDU</strong></p>
<p>Eski bir matematik öğretmeni olan Arel Koleji’nin sahibi Kemal  Gözükara, 1983 yılında satın aldığı 260 bin metrekarelik arsa üzerinde  inşa ettiği Arel Koleji ile bugün Türkiye’nin önemli eğitimcilerinden  biri haline geldi. O dönemde satın aldığı arsa ile gelinen noktada iyi  bir yatırım yaptığının ortaya çıktığını ifade eden Kemal Gözükara,  “Aslında eğitimciyim, 1973’te istifa ettim. Sonra ticarete atıldım ve  burayı satın aldıktan sonra arsaya Arel Koleji’ni kurdum” dedi.<br /> Yeni eğitim binaları için de yatırım yaptığını anlatan Gözükara, Yeni Bosna’da inşa ettiği okul projesinde <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/anaokulu/default.htm" target="_blank">anaokulu</a>,  ilköğretim ve liseden oluşan yeni binanın her katında 18 derslik, 1  adet laboratuar bulunduğunu söyledi. Okulda toplamda 75 adet derslik 10  adet laboratuar, 100 kişilik <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Seminer/default.htm" target="_blank">seminer</a> salonu, <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/resim/default.htm" target="_blank">resim</a>-<a href="http://www.milliyet.com.tr/index/M%C3%BCzik/default.htm" target="_blank">müzik</a> odaları, 650 metrekarelik çok amaçlı kullanılabilen kapalı oyun alanı  ile birlikte iç bahçelerin bulunduğunu anlatan Gözükara, 2 <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Bodrum/default.htm" target="_blank">bodrum</a> ve 4 normal kattan oluşan binanın 4 bin 800 metrekarelik arsa üzerinde 2  bin metrekarelik taban alanı üzerinde toplam 15 bin metrekare kapalı  alana sahip olduğunu ifade etti. Gözükara, proje için 10 milyon lira  yatırım yaptığını vurguladı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Tepekent’te arsa bağışladı</strong></p>
<p>Yeni Bosna dışında Sefaköy’de de yatırımları bulunduğunu ifade eden  Gözükara, bölgede Tepekent kampüsünü kurduğunu söyledi. Tepekent’te 80  bin metrekarelik kapalı alanda <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Arel-%C3%9Cniversitesi/default.htm" target="_blank">Arel Üniversitesi</a>’ni hayata geçirdiğini ifade eden Gözükara,  şunları vurguladı:<br /> “Tepekent’in tapusunu bedelsiz olarak üniversiteye verdim. Arsanın  değeri çok yüksek. Ayrıca kampüsün içine öğrenci yurdu olarak kullanılan  21 villa yaptım. Öğrenciler de o villalarda çok uygun fiyatlarla  kalıyor” dedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>5 yıldızlı otel arsası arıyor</strong></p>
<p>Kemal Gözükara, eğitim dışında turizm sektörüne de girmek istediğini  belirterek, 5 yıldızlı otel arsası aradığını söyledi. İstanbul’da iyi  bir lokasyon, özellikle boğaz hattında otel yatırımını gerçekleştirmek  istediğini dile getiren Gözükara, “Sahilde bu yatırımı hayata geçirmek  istiyoruz. Üniversitemizde ilgili bölümde eğitim gören öğrencilerimiz  için de iyi bir staj imkânı sunacağız” dedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://database.emrearolat.com/2012/05/14/2260/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zorlu Center İstanbul&#8217;un marka değerini arttıracak&#8230;</title>
		<link>http://database.emrearolat.com/2012/05/11/zorlu-center-istanbulun-marka-degerini-arttiracak/</link>
		<comments>http://database.emrearolat.com/2012/05/11/zorlu-center-istanbulun-marka-degerini-arttiracak/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 May 2012 15:56:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Asli Altug</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıntı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://database.emrearolat.com/?p=2254</guid>
		<description><![CDATA[Kaynak: zamanamerika.com
&#160;
İstanbul&#8217;un en prestijli gayrimenkul projelerinden birini Zincirlikuyu&#8217;da hayata geçiren Zorlu Grubu, yatırım bünyesinde yer alacak otel projesi için dünyanın en lüks otel zincirlerinden Raffles ile anlaştı. Grup otelin iç tasarımını da ünlü Amerikan firması HBA&#8217;ya yaptıracak. Zorlu Center Raffles  &#8230; <a href="http://database.emrearolat.com/2012/05/11/zorlu-center-istanbulun-marka-degerini-arttiracak/">devamı...</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kaynak: <a href="http://www.zamanamerika.com/index.php/tr/ekonomi-menu/item/790-zorlu-center-istanbulun-marka-degerini-arttracak">zamanamerika.com</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong id="internal-source-marker_0.16213389113545418">İstanbul&#8217;un en prestijli gayrimenkul projelerinden birini Zincirlikuyu&#8217;da hayata geçiren Zorlu Grubu, yatırım bünyesinde yer alacak otel projesi için dünyanın en lüks otel zincirlerinden Raffles ile anlaştı. Grup otelin iç tasarımını da ünlü Amerikan firması HBA&#8217;ya yaptıracak. Zorlu Center Raffles otelin, arazi değerliye birlikte 250 milyon dolara mal olacağını belirten Zorlu Holding Yönetim Kurulu üyesi Emre Zorlu, Zincirlikuyu&#8217;daki projeyi sadece ticari bir yatırım gibi görmediklerini, İstanbul ve Türkiye&#8217;nin yurtdışındaki marka değerini de arttırmayı hedeflediklerini söyledi. HBA Design yönetici ortağı Howard Pharr da  Zorlu Center Raffles otel tamamlandığında Türkiye&#8217;nin en iyisi, Avrupa ve dünyanın da en prestijli otellerinden biri olacağını kaydetti.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Zorlu Grubu yönetim kurulu üyesi Emre Zorlu, Zorlu Gayrimenkul Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Even ve HBA Dizayn yönetici ortağı Howard Pharr, Zincirlikuyu&#8217;daki yatırımla ilgili son gelişmeleri, New York&#8217;ta Türk gazetecilere anlattı. Türkiye&#8217;nin ilk beş fonksiyonlu karma kullanım projesini, Zincirlikuyu&#8217;daki eski Karayolları arazisinde hayata geçiren Zorlu Gayrimenkul, alana yapılacak projeyi belirleyebilmek için, 2007&#8242;de &#8216;Zorlu Center Mimarlık ve Kentsel Tasarım Yarışması&#8217; düzenledi. Toplam 117 firmanın başvurduğu organizasyonda, 13 uluslararası mimarlık ofisi yarışmaya hak kazandı. Sonuçta projeyi, Ağa Han ödüllü ünlü Türk mimar Emre Arolat&#8217;ın EAA firması ile Ortadoğu&#8217;nun en iyi mimarı seçilen Murat Tabanlıoğlu&#8217;na ait Tabanlıoğlu Mimarlık ortak girişim grubu kazandı. Zorlu Center&#8217;da performans sanatları merkezi, otel, ofis, alışveriş merkezi ve rezidanslar yer alıyor. 102 bin metre kare arazide, 615 bin 885 metrekarelik inşaat alanına sahip projenin toplam yatırım maliyeti ise 2,5 milyar dolar. Projedeki rezidansların yüzde 40&#8242;ı ise şimdiden satılmış.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>20 MİLYON LİRALIK AĞAÇ</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İstanbul&#8217;un gözde mekanlarından, boğaza nazır eski karayolları arazisine Mart 2007&#8242;de 800 milyon lira bedelle sahip olan Zorlu Gayrimenkul&#8217;ün hedefi İstanbul&#8217;a ve ülkeye deger katacak bir projeye imza atmak. Bu amaçla gerek mimari, gerek otel ve gerekse otel tasarımında dünyanın en iyileriyle anlaştıklarını belirten Emre Zorlu, Büyükşehir belediyesiyle yapılan anlaşma çerçevesinde bölgedeki yaya ve araç trafiğini rahatlatacak düzenlemeleri de projeye dahil ettiklerini vurguladı. Yaya ve karayolu düzenlemesini bir sosyal sorumluluk projesi olarak düşündüklerini belirten Zorlu, buna en olarak proje kapsamında toplam 20 milyon liralık bir yeşil alan ve ağaçlandırma yatırımının da gerçekleştirileceğini kaydetti. Zorlu Grubu Baskanı Ahmet Nazif Zorlu&#8217;nun çevre ve ağaç konusunda özel bir duyarlılığı olduğunu vurgulayan Emre Zorlu, onun talimatları ile projenin sosyal boyutlarının daha da geliştirildiğini ifade etti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Son 10 yıldır, dünyanın en büyük mimarlık ve iç mimarlık şirketi ünvanını koruyan HBA, farklı ülkelerdeki en prestijli otellerin iç tasarımlarında imzası bulunan bir şirket. Raffles otelin sadece iç tasarımı için 3 milyon dolar yatırım yapılırken, otelde 47&#8242;si suit ve biri de Presidential Suit olmak üzere toplam 184 oda bulunacak. Raffles otelin, İstanbul&#8217;un kültürel dokusundan esintiler taşıyan ve modası geçmeyecek bir tasarım anlayışına sahip olacağını belirten Mehmet Even, ortak kullanım alanları ve odalarda uluslararası üne sahip sanatçıların imzasını taşıyan sanat eserlerinin bulunacağını ifade etti. Zorlu Center&#8217;i benzerlerinden ayıran en önemli özelliklerden biri de, bünyesinde yeralacak Performans Sanatları Merkezi. Bu merkezde yer alan biri 2 bin 300 kişi, digeri ise 770 kisi kapasiteli ve doğal akustik donanımla tasarlanan iki salonda, dünyaca ünlü eserler sanatseverlerle buluşacak. Henüz tamamlanmadan dünyanın en prestijli gayrimenkul ödüllerine layık görülen Zorlu Center&#8217;ın, 2013 yılı Mart ayında hizmete girmesi planlanıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Zorlu Holding 30 bin kisiye istihdam sağlıyor</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Denizli&#8217;nin Babadağ ilçesinde 1950&#8242;de temelleri atılan Zorlu Holding, ev tekstili &#8211; elektronik ve dayanıklı tüketim malları- gayrimenkul ve enerji olmak üzere 4 ana sektörde faaliyet gösteriyor. 2011 yılını 3 milyar dolar ihracatla kapatan grup, bugün bünyesindeki 50 şirkette yaklaşık 30 bin kisiye istihdam sağlıyor. 2006 yılında kurulan Zorlu Gayrimenkul ise halen Zorlu Centerla birlikte toplam 6 proje yürütüyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://database.emrearolat.com/2012/05/11/zorlu-center-istanbulun-marka-degerini-arttiracak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tasarım Bienali Cephesinden&#8230;</title>
		<link>http://database.emrearolat.com/2012/05/10/tasarim-bienali-cephesinden/</link>
		<comments>http://database.emrearolat.com/2012/05/10/tasarim-bienali-cephesinden/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 May 2012 15:52:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Asli Altug</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıntı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://database.emrearolat.com/?p=2247</guid>
		<description><![CDATA[Kaynak: cadde.milliyet.com.tr
&#160;
13 Ekim’de ilki gerçekleştirilecek Tasarım Bienali’yle ilgili gelişmeleri  daha iyi kavrayabilmek için Bienal Direktörü Özlem Yalım Özkaraoğlu ve ekip  arkadaşlarıyla bir araya geldim.





Bienalin dört sponsoru var: Eren Holding, Koray Şirketler Topluluğu, Vestel  ve Vitra. Bence aralarında  &#8230; <a href="http://database.emrearolat.com/2012/05/10/tasarim-bienali-cephesinden/">devamı...</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kaynak:<a href="http://cadde.milliyet.com.tr/2012/05/10/YazarDetay/1538314/Kuzguncuk__yeniden___"> cadde.milliyet.com.tr</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<div>13 Ekim’de ilki gerçekleştirilecek Tasarım Bienali’yle ilgili gelişmeleri  daha iyi kavrayabilmek için Bienal Direktörü Özlem Yalım Özkaraoğlu ve ekip  arkadaşlarıyla bir araya geldim.</div>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div>Bienalin dört sponsoru var: Eren Holding, Koray Şirketler Topluluğu, Vestel  ve Vitra. Bence aralarında en büyük sürpriz, Lacoste, Diesel, Burberry gibi  markaların temsilcisi olarak tanıdığımız Eren Holding’in adını ilk kez bu  ölçekte bir sponsorlukla duyuyor olmamız.</div>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div>Bienal’le eşzamanlı atölye çalışmaları da yapılacak. Bunların sonucunda  ortaya çıkacak işler, fikirler, ürünler, Bienal süresince sergilenecek. Bu  atölye çalışmalarının sponsorluğunu üstlenen markalar arasında da taze isimler  var. Coca-Cola, Matraş, Nef ve Roman&#8230;</div>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div>Bienalin küratörleri Emre Arolat ve Joseph Grima; temasıysa ‘kusurluluk’&#8230;  Tasarım Bienali ekibi, bu temayla ilgili başta zorlandıklarını, ancak ilk  Tasarım Bienali’yle vurgulamak istedikleri fikre de, bu temanın yakıştığını  söylüyorlar: “İlk Bienal’in elitist olmamasına özen gösterdik. Zira tasarımın,  pahalı ve lüks bir kavram olduğu düşünülüyor. Sergileyeceğimiz işlerin çoğu  tasarımın, günlük hayatın içinden çıkma olduğunun altını çizecek”  diyorlar.</div>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div>Bienal mekanları İstanbul Modern ve Galata Özel Rum İlköğretim Okulu&#8230;  Bienal etkinliğinin bir müzede gerçekleştiriliyor olmasını yadırgayanlar olmuş.  Bir o kadar da, memnuniyet duyan varmış&#8230;</div>
<div>Peki, Tasarım Bienali’nin, sözgelimi Design Week’ten farkı ne? Bienal  sadece çalışmaların sergilendiği bir ortam değil. Soruların sorulabildiği,  konuyla ilgili farklı disiplinlerin bir araya gelebildiği bir mecra.</div>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div>Bienal  yöneticileri, açılıştan aylar önce özeleştiri yapmaya başlamışlar&#8230; Bu ay sonu,  dünyanın önemli dokuz tasarım etkinliğinin küratörüyle bir araya gelecekleri,  bir yuvarlak masa söyleşisi organize etmişler.</div>
<div></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://database.emrearolat.com/2012/05/10/tasarim-bienali-cephesinden/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İstanbul&#8217;un göbeğindeki en değerli araziye dev proje</title>
		<link>http://database.emrearolat.com/2012/05/09/istanbulun-gobegindeki-en-degerli-araziye-dev-proje/</link>
		<comments>http://database.emrearolat.com/2012/05/09/istanbulun-gobegindeki-en-degerli-araziye-dev-proje/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 May 2012 15:36:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Asli Altug</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıntı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://database.emrearolat.com/?p=2229</guid>
		<description><![CDATA[Kaynak: hurriyet.com.tr
&#160;
İstanbul’un en değerli bölgelerinden biri olan Mecidiyeköy’deki Eski Likör  Fabrikası arazisine karma bir proje yapılacak. 24 dönüm arazi üzerine yapılacak  projenin maliyeti 200 milyon dolar olarak hesaplanıyor.
&#160;
TOKİ iştiraki Emlak Konut GYO ile  Viatrans-Meydanbey Ortak Girişimi, Eski  &#8230; <a href="http://database.emrearolat.com/2012/05/09/istanbulun-gobegindeki-en-degerli-araziye-dev-proje/">devamı...</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kaynak: <a href="http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/20517957.asp">hurriyet.com.tr</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2>İstanbul’un en değerli bölgelerinden biri olan Mecidiyeköy’deki Eski Likör  Fabrikası arazisine karma bir proje yapılacak. 24 dönüm arazi üzerine yapılacak  projenin maliyeti 200 milyon dolar olarak hesaplanıyor.</h2>
<p>&nbsp;</p>
<p>TOKİ iştiraki Emlak <a title="Konut" href="http://www.hurriyetemlak.com/" target="_blank">Konut</a> GYO ile  Viatrans-Meydanbey Ortak Girişimi, Eski Likör Fabrikası arazisi üzerinde uzun  zamandır merakla beklenen uluslararası bir inşaat projesi için biraraya geldi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Eski Likör Fabrikası, aslına sadık kalınarak yeniden inşa edilecek. Biri  residence ve diğeri otel olarak kullanılacak iki kulede tamamı deniz manzaralı  toplam 400 <a title="konut" href="http://www.hurriyetemlak.com/" target="_blank">konut</a> yer alacak. Konutlar ağırlıkla 2+1 ve 1+1 dairelerden  oluşacak.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İSVİÇRE&#8217;DEN FON GELDİ</strong></p>
<p><strong><br /></strong></p>
<p>Projede 18 bin metrekareyi ofislere ayırmayı düşündüklerini belirten  Viatrans-Meydanbey Ortak Girişimi Yönetim Kurulu Başkanı Haydar Özkan &#8220;Bu  projeyi hayata geçirmek icin İsviçre kaynaklı bir fon grubunun desteğini temin  ederek Türkiye’ye geldik. Grup, daha önce Orta ve Dogu Avrupa&#8217;da doğrudan  satınalma yoluyla yaptığı yatırımlardan sonra ilk defa Turkiye&#8217;de kapsamlı bir  gayrimenkul geliştirme projesinin liderliğini üstleniyor. Türkiye&#8217;ye ve sahip  oldugu siyasi istikrar ve ekonomik potansiyele tam olarak güveniyor. Bu ilk  yatırımımızın geri dönüşünü de yine Türkiye’de kullanacağız ve farklı  gayrimenkul geliştirme projeleriyle özellikle <a title="İstanbul" href="http://www.hurriyet.com.tr/index/istanbul/" target="_blank">İstanbul</a>&#8216;da  yeni bir döneme katkıda bulunmaya devam edecegiz&#8221; dedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>YÜZDE 25&#8242;İ YABANCILARA</strong></p>
<p><strong><br /></strong></p>
<p>İnşaat çalışmalarını üstlenecek firma konusunda henüz karar vermediklerini  belirten Özkan “Dünyanın en iyi mühendislik gruplarından ARUP’u bu konu ile  ilgili görevlendirdik. Türkiye’de ilk projemiz olduğu için ismi konusunda da çok  hassas davranıyoruz. Projemizin ismi konusunda karara vardıktan sonra lansman  toplantımızda sizlerle paylaşıyor olacağız” dedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Özkan ayrıca İsviçreli bir fon olmaları nedeniyle dairelerin yüzde 75’ni yerli,  yüzde 25’ini yabancı yatırımcılara satacaklarını düşündüklerine dikkat çekti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Emre Arolat Mimarlık tarafından  geliştirilen tasarımda, yeni yapıların sadece fabrikanın arkasında kalan  bölgede inşa edilmesi öngörülüyor. Fabrika’nın önündeki mevcut yeşil alan ise  tarihi çınar ağaçlarının yerlerinde korunması ve nitelikli bir peyzaj  düzenlemesi ile kentin bu yoğun bölgesine nefes aldıracak bir Kent Parkı’na  dönüştürülecek.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://database.emrearolat.com/2012/05/09/istanbulun-gobegindeki-en-degerli-araziye-dev-proje/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>LİKÖR FABRİKASI SANAT MERKEZİNE DÖNÜŞECEK&#8230;</title>
		<link>http://database.emrearolat.com/2012/05/08/likor-fabrikasi-sanat-merkezine-donusecek/</link>
		<comments>http://database.emrearolat.com/2012/05/08/likor-fabrikasi-sanat-merkezine-donusecek/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 May 2012 15:46:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Asli Altug</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıntı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://database.emrearolat.com/?p=2215</guid>
		<description><![CDATA[Kaynak: ntvmsnbc.com
 
Mecidiyeköy&#8217;deki eski Likör Fabrikası arazisini, dünyanın sayılı yaşam ve iş merkezlerinden birine dönüştürecek proje hazırlandı. Fabrika binası ise aslına uygun olarak yenilenerek, kültür ve sanat merkezi olacak.
 
T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı, Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş ve  &#8230; <a href="http://database.emrearolat.com/2012/05/08/likor-fabrikasi-sanat-merkezine-donusecek/">devamı...</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kaynak: <a href="http://www.ntvmsnbc.com/id/25347076">ntvmsnbc.com</a></p>
<p> </p>
<p>Mecidiyeköy&#8217;deki eski Likör Fabrikası arazisini, dünyanın sayılı yaşam ve iş merkezlerinden birine dönüştürecek proje hazırlandı. Fabrika binası ise aslına uygun olarak yenilenerek, kültür ve sanat merkezi olacak.</p>
<p> </p>
<p>T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı, Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş ve Viatrans A.Ş. &#8211; Meydanbey Ortak Girişimi tarafından hazırlanan proje ile Mecidiyeköy eski Likör Fabrikası arazisi üzerinde yaşam ve iş merkezi yükselecek. Proje, İstanbul&#8217;a yeni bir kültür, sanat ve moda merkezi de kazandıracak.</p>
<p> </p>
<p>Projede Likör Fabrikası aslına uygun olarak yenilenerek kültür, sanat ve moda merkezine dönüşecek. Emre Arolat&#8217;ın mimarlığını üstlendiği projenin detayları, yarın düzenlenecek basın toplantısı ile açıklanacak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://database.emrearolat.com/2012/05/08/likor-fabrikasi-sanat-merkezine-donusecek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bergama&#8217;ya, tarihine uygun kültür merkezi</title>
		<link>http://database.emrearolat.com/2012/05/07/bergamaya-tarihine-uygun-kultur-merkezi/</link>
		<comments>http://database.emrearolat.com/2012/05/07/bergamaya-tarihine-uygun-kultur-merkezi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 May 2012 09:03:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Asli Altug</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıntı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://database.emrearolat.com/?p=2209</guid>
		<description><![CDATA[Kaynak: yeniasir.com
&#160;
 Belediye Başkanı Mehmet Gönenç, ilçe halkının uzun yıllardır hayalini gerçeğe dönüştürecek projenin hızla ilerlediğini söyledi.
&#160;
Bergama, yüzyıllara dayanan tarihi kimliğine uygun bir projeyle kültür  merkezine kavuşuyor. Bergama Belediyesi&#8217;nin en iddialı projeleri  arasında yeralan kültür merkezinin yapımı için  &#8230; <a href="http://database.emrearolat.com/2012/05/07/bergamaya-tarihine-uygun-kultur-merkezi/">devamı...</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kaynak: <a href="http://www.yeniasir.com.tr/KentHaberleri/2012/05/05/bergamaya-tarihine-uygun-kultur-merkezi">yeniasir.com</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p> <strong>Belediye Başkanı Mehmet Gönenç, ilçe halkının uzun yıllardır hayalini gerçeğe dönüştürecek projenin hızla ilerlediğini söyledi.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bergama, yüzyıllara dayanan tarihi kimliğine uygun bir projeyle kültür  merkezine kavuşuyor. Bergama Belediyesi&#8217;nin en iddialı projeleri  arasında yeralan kültür merkezinin yapımı için Ağa Han Mimarlık Ödülü  sahibi, Türkiye ve dünya çapında birçok ödül kazanmış ünlü mimar Emre  Arolat ile anlaşıldı. Kente yakışır dev bir projeyi hayata geçirmenin  heyecanını yaşadıklarını belirten Bergama Belediye Başkanı Mehmet  Gönenç, inşaatı her aşamasında inceleyip denetliyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>YAŞAM ALANI</strong><br /> Kent insanının uzun yıllardır hayalini kurduğu kültür merkezini, Yeni  Asır Bölge Haberler Müdürü Ali Kayadibi&#8217;ye anlatan Bergama Belediye  Başkanı Mehmet Gönenç, çalışmaları en kısa zamanda tamamlayıp kentin  hizmetine sunmak için özel gayret gösterdiğini söyledi. Kentin sosyal ve  kültürel ihtiyaçlarını karşılayacak bir kompleks niteliğindeki kültür  merkezinde biri açık olmak üzere 3 sinema, kütüphane, çok amaçlı salon  ve alışveriş merkezlerinin bulunacağını kaydeden Gönenç, &#8220;İhale bedeli 8  milyon 329 bin lira olarak belirlenen proje sadece bir alışveriş  merkezi değil, kente keyifli bir yaşam alanı kazandıracak. Bergama&#8217;nın  tarihi ve kültürel değerlerine uygun olacak merkezimiz aynı zamanda  sosyal yaşamı da renklendirecek&#8221; diye konuştu.<br /> Bergama Belediyesi Kültür Merkezi&#8217;ni 15 ayda tamamlamayı planladıklarını  anlatan Belediye Başkanı Mehmet Gönenç, &#8220;Çoğu gitti, azı kaldı&#8221; diyerek  temelden sonra hızlı ilerlendiğini söyledi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><br /></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://database.emrearolat.com/2012/05/07/bergamaya-tarihine-uygun-kultur-merkezi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gayrimenkul Fikirleri&#8230;</title>
		<link>http://database.emrearolat.com/2012/05/04/gayrimenkul-fikirleri/</link>
		<comments>http://database.emrearolat.com/2012/05/04/gayrimenkul-fikirleri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 May 2012 14:17:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Asli Altug</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıntı]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://database.emrearolat.com/?p=2199</guid>
		<description><![CDATA[Kaynak: gayrimenkulfikirleri.com
&#160;
Modern Türk mimarisi denilince ilk akla gelen isimsiniz, meslek hayatınızın  Türkiye&#8217;deki ilk adımlarını anne ve babanızın 1961 yılında kurduğu Arolat  Mimarlık&#8217;ta attığınızı biliyoruz. Sizin Gonca Paşolar ile kurduğunuz EAA&#8217;nın da  onur ortakları ve birlikte üretiyorsunuz. Bize  &#8230; <a href="http://database.emrearolat.com/2012/05/04/gayrimenkul-fikirleri/">devamı...</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kaynak:<a href="http://www.gayrimenkulfikirleri.com/bulten/mayis2012/bulten/emre-arolat.htm"> gayrimenkulfikirleri.com</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Modern Türk mimarisi denilince ilk akla gelen isimsiniz, meslek hayatınızın  Türkiye&#8217;deki ilk adımlarını anne ve babanızın 1961 yılında kurduğu Arolat  Mimarlık&#8217;ta attığınızı biliyoruz. Sizin Gonca Paşolar ile kurduğunuz EAA&#8217;nın da  onur ortakları ve birlikte üretiyorsunuz. Bize bu ortaklıktan sözeder misiniz,  aileniz ile birlikte üretmek sizin için nasıl bir anlam taşıyor, birbirinize  nasıl ilham kaynağı oluyorsunuz?</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>2004 yılında Gonca Paşolar ile EAA-Emre Arolat Architects’i kurduk ve farklı bir  yapı oluşturduk. Bütün gücünü ortakların ve yöneticilerin işlerin içindeki yoğun  varlığından alan ve beraber çalışılan ekibin sürekli ve sıkı bir kontrol altında  tutulmasıyla yürütülen konvansiyonel ofis düzeninin yerine; daha katılımcı ve  çok sesli bir yapı olarak tasarlandı EAA’da bugüne dek süregiden sistem. Sanırım  Arolat ve EAA’yı birbirinden kesin çizgilerle ayıran da bu farklı görüştü. Zira  her iki grubun mimari yönelimleri arasında çok derin bir fark olduğu söylenemez.  Başka bir deyişle, mimari üründen daha çok, süreçtir bu iki yapıyı farklı kılan.  EAA’da genç kuşak, hatta üniversiteden yeni mezun olan mimarlar bile tasarım  sürecinde etkin birer özneye dönüşme şansına sahiptir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir kişinin çizerek ürettiği bir eskizin diğerleri tarafından detaylı bir  projeye dönüştürülmesi konvansiyonundan ziyade, her projede oluşturulan tasarım  gruplarının olabildiğince ayrıntılı bir analiz ve her ayrı durum için tek defaya  özgü bir okuma yapmaları, daha sonra da çok katmanlı bir bağlamsallık üzerinden  özgül bir sonuca ulaşmaları hedeflenir. Projenin daha sonraki aşamaları da yine  aynı titizlik ve katılımcı bir yönelimle ortaya çıkartılır. Alışıldık yönetim  piramidinin hayli dışında, daha amorf, elastik ve geçirgen bir ofis yapılanması  bu. Sanırım 2004 yılında, Arolat bürosunda böyle bir sistemi oluşturmanın  olanaksızlığını hissettiğim için EAA kuruldu. Bu süreçte beni en çok sevindiren  gelişmelerden biri, annem ve babamın da birkaç yıl sonra bu yapıya dahil olması  ve yeniden, bu kere EAA’nın şemsiyesi altında birlikte üretme şansını bulmamız.  Onların varlığı, deneyimleri ve bitmeyen enerjileri; ofisin tümü, özellikle yeni  mezun mimarlar ve elbette bizim için gerçekten ilham verici.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>&#8220;Sanat, toplum için midir? Sanat için midir?&#8221; sorgusu neredeyse sanatın  varoluşundan beri tartışılır. Mimarinin sanat olma ve toplumsal olma arasındaki  dengesini &#8216;biçim-işlevsellik&#8217; ile bir arada yorumlarken sizin kriterleriniz  neler oluyor? Bazen birinin bazen diğerinin öne çıktığı oluyor mu?</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Mimarlığın sanatsal bir üretim olduğunu ve mimarın her yapısının bir “eser”  olduğunu düşünenlerin sayısı azımsanmayacak kadar çok. Biz ise tersine mimarlığı  işlev, bütçe, ölçek, kullanıcı gibi pek çok parametrenin birarada bulunduğu ve  bu yüzden mimarın bireysel dışavurumuna indirgenemeyecek kadar işlevsel ve çok  etkenli bir olgu olduğunu düşünüyoruz. Hatta projelerde öyle noktalar oluyor ki,  “Biz burada durmalıyız ve bir sanatçı işi devralmalı, biz bunu tasarlayamayız”  diyoruz. Bu anlamda ne “biçim” salt sanatın ilgi alanı, ne de “işlevsellik” salt  mühendisliğin ya da planlamanın ilgi alanı olabilir. Mimarlıkta bu ikisinin,  içine bir takım kültürel birikimleri, tortuları, konvansiyonları da alarak  organik bir ilişki içerisinde yürüdüğü kanısındayız. Biz daha fazla, bir  projenin kendi özgül koşullarını olabildiğince katmanlı bir okumaya tabi tutarak  özgül niteliklerini ayrıştıran ve projeyi işlev-biçim ilişkisinden ziyade bir  varoluş ilişkisi içerisinden ele alan bir yolu takip ediyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Mimar Sinan’ın doğduğu, eserlerini ürettiği topraklarda onun mirasçısı olma  onurunu Türk mimarlarımızın taşıdığı şüphe götürmez. Siz dünyayı yaşayarak,  yakından gözlemleyen bir mimar olarak, günümüz teknolojileriyle bu mirastan  uzaklaşıldığını, her alanda olduğu gibi globalleşmeden nasibini aldığını  düşündüğünüz oluyor mu?</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Son dönemde pek çok büyük şehirde yaşananlara paralel olarak İstanbul’da da gün  geçtikçe yaygınlaşan anti-bağlamsalcı bir tasarım pratiğinin iyiden iyiye  ağırlığını hissettirdiğini söyleyebiliriz. Yeni dünyanın evrensel kabullerinin,  yeni teknolojilerin, bu anlamda gündeme gelen yeni hızların, olanakların,  aritmetik düzlemlerin devreye girmesiyle birlikte mimari mekanla sanal ortamın  birbiri içine geçerek kendi sınırlarını gevşetmesi ve her alandaki tasarım ile  diğer bilimler arasında daha önce görülmemiş ilişkilerin kurulması ile oluşan  bir yeni iklimden söz etmek mümkün. Bu evrimin bir tür özerklik kavrayışını,  yenici ve hatta geleceğe ait olma tahayyülü ile cilalayarak sunmasıyla kendi  meşruiyetini ilan eden ve giderek bulunduğu yerle olan ilişkisini büyük bir  hızla gevşeten ve oldukça problemli görünen bir tarafı da var. Tasarım  dünyasının önemli bir bölümü tarafından devrimsel bir durum olarak algılanan ve  ortaya koyduğu tılsımlı cazibeyle sınırlarını günden güne genişletirken  neredeyse nitelik gözetmeksizin sadece sıradışı olanı yücelten bu yönelim, tüm  yüzeyleri parlatır görünürken aynı zamanda keskin köşeleri de yumuşatıyor, Gerek  endüstriyel tasarım ürünlerini, gerekse mimari yapıtları, hatta şehirleri,  aslında bir dizi farklılık ortaya koymak üzere yola çıkılmış olmasına karşın  aynılaştırıyor. Böylelikle son kertede bir biçimde kendi silahıyla nasıl  vurulduğu söylenebilir. Bu öforik ayrışma ve aynılaşma yönelimi, bir tür  uyuşturucu gibi, kitleleri hegemonik bir biçimde etkisi altına alıyor ve  böylelikle bağlamsalcı tasarım düşüncesi tarihindeki en önemli yenilgisini  içinde bulunduğumuz dönemde tatmış oluyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İstanbul’da bir dönüşüm rüzgârı var? Bu konudaki umutlarınız, korkularınız,  beklentilerinizi merak ediyorum…<br />Yüzyıllardır bakmaya doyamadığımız mimari  eserlerle dolu bir dünya kentinde yaşıyoruz. Dönüştürme projeleri kapsamında  mahalleler ve bu mahallelerde 2-4-6 katlı binalar yıkılarak yeniden  projelendiriliyor. 20-30 sene sonra yeni kuşaklar, devasa yapılar içinden  bazılarını beğenmeseler de yıkmak bu derece kolay olmayacak. Sizce bu sorumluluk  gerek geliştiricilerde, gerekse denetim mekanizmalarında var mı?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İstanbul bugünlerin en cazip öznesi; herkesin gözünün üzerinde olduğu, çok  karakteristik, kendine özgü bir yer ve bir mimar için de bulunmaz bir nimet.  İstanbul gibi kalabalık ve kaotik metropollerin bu dönemde sıkı bir yenilenme  enerjisi taşıdığını ve bu bağlamda hayli ilham verici olduğunu düşünüyorum. Her  yönüyle çok açıcı, yüreklendirici ve ilham verici bir kent. Karmakarışık ama  yine de bir biçimde işleyen bir organizma gibi. Henüz keşfedilecek ve  öğrenilecek pek çok unsur içeriyor. Hem modern hem de geleneksel dünyanın en  derin ve görülebilir izlerini taşıyor. Burada bulunan kaos, bakmak, kavramak,  analiz etmek, ayrıştırmak ve yeniden kullanıma sokmak için harika bir enstrüman.  Daha steril ortamların oluşturduğu durağan ve kavruk örüntülerin, herkesin  mutluluktan sıkıldığı ortamların tersine, sürekli devinen, buna gönlü olanı ayık  tutan, eleştirel damarları besleyen bir yer burası.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Her kentte olduğu gibi, İstanbul’da da sosyo-ekonomik yönden ayrışan bölgeler  var. Belki de bu sınıfsallıkların en çok iç içe geçtiği kentlerden biri  İstanbul. Sadece barınma amaçlı ve çoğu yasa dışı olarak inşa edilmiş küçük  ölçekli yapıların bulunduğu bir bölgenin birkaç yıl içinde müthiş bir hızla  dönüşmesine, çok daha büyük ölçekli ve çok daha yüksek gelirli bir gruba yönelik  olarak tasarlanmış yapıların bu bölgenin çehresini değiştirerek bir tür  mutenalaştırmayı –gentrification- ortaya koymasına kimse pek şaşırmıyor artık  İstanbul’da. Geçtiğimiz yüzyılın başlarında mutenalaşmış birkaç bölge dışında  hızla devinen bir kent burası. Ekonomik değer açısından bugün ikinci sınıf  olarak bilinen bir bölgenin gelecek yıl birinci sınıfa terfi edemeyeceğini  söylemek pek de kolay değil. Tıpkı İstanbul’un kuzeyinde neredeyse hayatın bir  garantisi olarak varlığını sürdüren ormanlık bölgenin geleceğinin ve bundan beş  yıl sonraki durumunun bugünden öngörülmesinin olanaksızlığı gibi. Gerçek anlamda  bir kentsel politikadan yoksun, her yeni yönetim değişikliğinde planlama  öncelikleri ve kararları değiştirilen, bu bağlamda herhangi bir toplumsal uzlaşı  zemini oluşturamamış kentlerin kaderi bu olsa gerek. 2010 Avrupa Kültür Başkenti  çerçevesinde çok iyi niyetlerle başlatılan çalışmaların geldiği noktadaki  zafiyetlerin de kent politikası konusunda sözünü ettiğim bu yoksunluğun çok net  bir göstergesi olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu bağlamda son dönemde gündeme gelen ve çok tartışılan Kentsel Dönüşüm  Projeleri’nin de benzer bir yoksunluk içeriyor olduğu aşikar. Kuşkusuz burada  mimar veya mimarlık örgütlerinin de çok önemli sorumlulukları var. Salt iş  yapmış olmak için genel söylemlerine ve ortaya koyarak varolduğunu iddia  ettikleri dünya görüşlerine taban tabana zıt olan, yapısal ve fiziksel  özellikleri bir yana, çok önemli sosyal zafiyetler içeren projelerin içinde  olmaktan imtina etmeyen mimarlar da, yapılan her türlü projeye kayıtsız, şartsız  ve koşulsuz olarak karşı çıkan meslek odaları da son kertede bir tür  niteliksizliğin önünü açmış oluyorlar. Tam bu noktada şu sorunun cevabını önemli  buluyorum: Mimar bu devinimde sistemin vazettiği yönelimleri yapısallaştırma  yolunda kullanılan afirmatif bir ajandan mı ibarettir, yoksa kendi dünya görüşü  ve hayatı kavrayışı üzerinden bir tür manipülatöre dönüşebilir mi? Birinci tip  öznenin diğerlerine ezici bir üstünlik sağladığına kuşku yok. İlk ağızda üzücü  ama belki de aynı zamanda umutlandırıcı olansa, bu döngünün ciddiye alınacak bir  altyapısının olmaması…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Türk mimarlık eğitim sisteminde varsa gördüğünüz eksiklikleri gidermek adına  mezuniyetleriyle birlikte meslek hayatına atılan mimarlarımıza tavsiyeleriniz  nelerdir?</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Mimarlık eğitimi, çeşitli vesilelerle eğitim kurumlarının içinde sıkça  bulunduğum için üzerinde çok düşündüğüm bir alan. Ancak on yılı aşkın bir süre  farklı üniversitelerin proje atölyelerinde bulunduktan sonra bunun salt yüksek  öğretim bağlamında ele alınmasının anlamsızlığını kavradığımı sanıyorum. Zira bu  sorunun çok daha geniş bir çerçevesi var. Okuma keyfi olmayan, hatta düpedüz  okumaktan nefret eden, hayatı internet üzerinde sörf yapar gibi yüzeysel bir  hızla yaşmayı seçen, herhangi bir konuda derinleşmeyi, bulunduğu yere tutunmayı  reddeden, hatta bunu ahmaklıkla eşdeğer gören bir genel kalabalığın varlığından  söz edilebilir yeni kuşak için. Ancak bu hikayenin başlangıç noktası yüksek  öğrenimden çok daha önceye tarihleniyor. Üniversite bunun tamamlayıcı bir  halkası olsa olsa. Mimarlığa yeni başlayacak olan genç meslektaşlarıma dünyayı  tek başlarına değiştirebileceklerine inanmalarını tavsiye edebilirim. Ortamdaki  derin karamsarlığın tembelleştirici tuzaklarına düşmesinler. Çok okusunlar.  Dünyayı, uzak ve yakın geçmişte olanları ve bugün yaşananları öğrensinler.  Takipçi ve eleştirel olsunlar. Merak etmekten, gezip görmekten yılmasınlar.  Gezerken bile okusunlar. Okurken düşünsünler. Okumazken de düşünsünler.  Sorgulayarak ve gündelik yönelimlere karşı çıkarak, ama her durumda anlamaya ve  kavramaya çalışarak üretsinler. İnandıklarının peşinde bıkmadan usanmadan  koşsunlar. Eğer haklılarsa bir gün mutlaka olacaktır…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Sizce önümüzdeki 10 yıl içinde dünyada mimarinin gelişiminde çabalar neyin  üzerine olacak?</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Elli yaşıma yaklaşırken halen kavramaya çalıştığım bu dünya, benim gelecek  senaryolarımı pek de iyimser olmayan bir kanala sürüklüyor zira. Kentlerin  giderek büyüdüğü, büyürken içinde bulunan her türlü kalitenin hızla eridiği bir  dönemi yaşıyoruz hep birlikte. Guy Debord, 68 hareketi döneminde kaleme aldığı  “Gösteri Toplumu” adlı metinde bugün içinde yaşadığımız üretim, değişim ve  tüketim mekanizmalarının oluşturduğu dünyayı resmederken, “Gösteri kendini  tartışılmaz ve erişilmez devasa bir olumluluk olarak ortaya koyar. Görünen şey  iyidir, iyi olan şey görünür” der. Bugün Debord’un yaklaşık 40 yıl önce hayli  uzak görüşlü bir keskinlikle tanımladığı ‘gösteri’nin tam da merkezinde duran ve  bir tür anti-bağlamsal kanaldan beslenen yaygın mimarlık yöneliminin, dışarıdan  zaman zaman tam tersi bir durum algılanıyor olsa da, mimarı giderek daha  afirmatif/kabullenici hatta işbirlikçi bir pozisyona sürüklediği aşikar. Zira  mesleki varoluş temellerini salt başarı ve kazanç üzerinden odaklayan mimar  kesimi için artık daha fazla ve daha gösterişli üretmekten, rakiplerinden daha  afili yapıtlar ortaya koymaktan başka bir yol yok gibi. Sistemin kibirli ve  buyurgan çarkları onu derinden derine egemenliği altına alıyor. Yeni ve  pırıltılı bir dünyanın bir tür form akrobasisi ile oluşan fragmanlarını üretmek,  adeta hazzı çıkarılan bir oyuna dönüşüyor. Sermaye egemenliğinin gittikçe  keskinleştiği, üretim ve tüketim mekanizmalarının devinimine hapsolmuş yaşamın,  gün geçtikçe kavruklaştığı bir dönem bu. Kapalı siteler, içe dönük alışveriş  merkezleri ve her anlamda gücünü yitiren bir kamusal alan, kentlerin yeni  yüzlerinin ayrılmaz parçaları. Elli yıl sonra ne olacağını kestirmek pek mümkün  değilse de söz gelimi önümüzdeki onyılın kentsel tasarım motivasyonlarının  farklı olabileceğine dair umut verici bir durum görünmüyor ortalıkta yazık ki.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Dünya üzerinde en beğendiğiniz, sizi her zaman etkileyen, klasik ve modern  mimarinin örnekleri hangileridir?</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kapitalist üretim ve tüketim mekanizmalarının yönlendirdiği, sermaye egemen  toplulukların hegemonyası altındaki güncel ortam mimarlardan pek de derin  anlamlar içermeyen ama pırıltılı ve fiyakalı yapılar talep ediyor. Herhangi bir  bağlamsallık içermeyen, bulunduğu yerle ilişki kurma yöneliminde olmaktansa,  farklı, ekstravagan ve gösterişli olmayı tercih eden bu mimarlık modern dünyada  neredeyse tek çıkar yol gibi. Böyle bir devirde bu tür yönelimlere pabuç  bırakmayan, doğayla, taşla, toprakla, suyla olduğu kadar sosyolojik ve politik  bağlamlarla boğuşan, yaptıkları ile dünyanın güncel yönelimlerine taş koyan  mimarları takdir ediyorum. Yaptıkları birbirine pek benzemese de, Peter Zumthor  ve Paulo Mendes de Rocha bu anlamda ilgiyle takip ettiğim mimarlar. Ancak  Yunanlı mimar Pikionis’in Atina’da Filipapos tepesinde yaptığı düzenlemenin  eşsiz bir tasarım olduğunu düşünürüm. Türkiye’de ise bugün hiçbiri hayatta  olmasa da Haluk Baysal, Sedad Hakkı Eldem, Turgut Cansever ve Nezih Eldem’in  yapılarının pek çoğunu önemli bulduğumu söyleyebilirim. Buna karşın Güneydoğu  Anadolu’da, Birecik’te gördüğüm bir tütün ambarı bana şimdiye dek en çok ilham  veren yapı oldu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>&#8220;Örümcek, işini dokumacıya benzer şekilde gördüğü gibi, arı da peteğini yapmada  pek çok mimarı utandırır. Ne var ki, en kötü mimarı en iyi arıdan ayıran şey,  mimarın, yapısını gerçekte kurmadan önce, onu hayalinde kurabilmesidir.&#8221; demiş  Karl Marx.</strong><br /><strong>Siz hayal ederken, ilham verdiğine inandığınız bir ülke, bir  mekân, bir ortam var mı?</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu konuda çok belirgin bir kaynaktan söz edemeyeceğim. Ancak genellikle herhangi  bir tasarıma başlamadan önce projenin inşa edileceği “yer”le olan karşılaşmadan  medet umduğumu düşünüyorum. Kuşkusuz yer’i ve durum’u o ilk karşılaşmada yeteri  derecede özgülleştirebilmek, ilk temasın sonuçlarını olabildiğince  tortulandırmak her defasında mümkün olmuyor. Rafael Moneo’nun deyimiyle “yer’in  fısıltısı” her zaman kolaylıkla işitilemeyebiliyor. O takdirde daha yaygın, daha  akışkan ve daha homojen bir izlenimler silsilesini devreye sokmak, sabırla  kovalamak ve o özgül an gelene dek düşünmekten, koklamaktan, sürtünmekten,  dalmaktan, dokunmaktan ve hissetmekten yılmamak galiba yaptığım. Gelmesini  beklemek yerine üzerine gitmek…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Tüm Toscana ve Chianti bölgesi, Elciego çevresi ve vazgeçilmez ikili olarak  Paris’le New York beni çok etkiliyor. Güneydoğu Anadolu’da, Birecik’te gördüğüm  bir tütün ambarı bana şimdiye dek en çok ilham veren yapı oldu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Çok yoğun bir temponuzun olduğunu tahmin edebiliyorum. İşinizden arta kalan  zamanda meşgul olmaktan haz aldığınız hobileriniz var mı?</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Son 20-25 senedir hiçbir hobim ya da mesleğim dışında rahatlayabildiğim başka  bir mecra yoktu. Ancak 3 sene evvel bir tekne aldık ve o günden beri kaçış  noktam burası oldu. Şimdi canım sıkıldığında hemen denize koşuyorum ve  açıldığımda tüm elektriğimin gittiğini hissediyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Son yıllarda aldığınız ödüller ve güncel projelerinizden sözeder misiniz?</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Şu anda pekçok farklı konu ve ölçekte projeler üretiyoruz. Bunların büyük bir  bölümü Türkiye’de. Zorlu Center, Maçka Oteli, Mecidiyeköy’de Konut ve Alışveriş  Merkezi, Sancaklar Camii, Suadiye Konutları, Antakya Müze Otel, İzmir’de  Mavişehir Konutları, Ulus Savoy Konutları, Varyap Alışveriş ve Kültür Merkezi,  Maslak’ta Ofis Yapısı, Eyüp Belediyesi Nikah Dairesi ve Kültür Merkezi, İzmir’de  İşGyo Konut ve Ticaret Merkezi, Bodrum Şalvarağa Rezidans, Batum’da 5 Yıldızlı  Otel ve ayrıca yine Batum’da Otel ve Eğlence Merkezi, Prag Kançilaryası,  İstanbul Antrepo 5 Çağdaş Sanatlar Müzesi, Yalıkavak Marina, Bodrum Vicem Konut  Yerleşimi, Bodrum Öztek Konut Yerleşimi gibi projeler şu anda üzerinde  çalıştıklarımızdan bazıları…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Son dönemde sayıları gittikçe artan mimarlık ödüllerinin pek çoğu kerameti  kendinden menkul ölçütler içeriyor. Dahası bu ödüllerin ezici bir çoğunluğu jüri  tarafından yapıların kendilerini görerek ya da en azından ciddi bir biçimde  dokümantasyonu yapılarak değil, iki fiyakalı fotoğrafa bakılarak veriliyor. Biz  de son dönemde her yıl on beş-yirmi kadar uluslararası ödül alır olduk. İtiraf  etmeliyim ki bu tür ödüllerin pek çoğuna hiç prim vermiyorum, hatta onları  görmezden geliyorum desem yeridir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Öte yandan içinde bulunduğumuz coğrafyada üretilen mimarlığın merkez ülkelerden  farkedilme ve izlenmesi adına uluslararası ödüllerin faydasından söz edilebilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Büyük bir hızla yaygınlaşan ve “piyasa” tarafından da aynı hızla tüketilen pek  çok mimarlık ödülünün varlığından söz edilen bir iklimde, Aga Khan ödülünü bu  ortamın dışında tutmak yanlış olmayacaktır. Zira seçim dönemindeki hassasiyet,  jürinin, raportörlerin titiz ve ziyadesiyle ayrıntılı çalışmalarının yanı sıra;  seçim için belirlenen ölçütlerin niteliği bu ayrışmayı anlamlı kılıyor. 2010  yılında İpekyol Fabrikası ile bu ödülü kazandığımız dönemde dört yüzden fazla  proje aday olarak gösterilmişti. Bunların içinden seçilmiş olan beş öneri, yerel  topluluklardaki yaşam kalitesinin arttırılmasına dönük ihtiyacı öne çıkartması  ile çevresel, sosyal ve ekonomik mecralarda sürdürebilirliği destekleyerek,  bağlamlarına karşı etik bir duyarlılık göstermiş olması gibi nedenlerle  ödüllendirildi. Jüri, bu projelerin azimle birleşen ümidin, alçak gönüllükle  tavlanan gururun ve çeşitlilikten ödün vermeyen birliğin hikayesini anlatmakta  olduğunu savlamıştı. Ödül raporunda İpekyol Yapısı’nın bu genel tanımlamaya ek  olarak, işverenin ticari menfaatine dönük işlevsel verimliliği hümanizm ile  birleştirmekte olduğu vurgulanmaktaydı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>2011 yılında ise; Sancaklar Cami ve Antakya Müze Otel projeleriyle WAF (World  Architecture Festival)’ta “highly commended” ödülünü, Yalova Raif Dinçkök Kültür  Merkezi projesiyle Cityscape Dubai Awards’ta en iyi “Rekreasyon Yapısı” ödülünü,  İzmir Fair Complex ve Sinpaş Eco Town Projeleriyle “Green Good Design” ödülünü,  Zorlu Center ve Varyap Alışveriş ve Kültür Merkezi projeleriyle de MIPIM AR  Future Awards 2011’de de “Kentsel Planlama” ve “Ticari Yapılar” kategorileri  ödüllerini almaya layık görüldük.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu sene “MIPIM AR Future Project Awards 2012”de “Cendere Vadisi Kentsel Tasarım  Projesi” ile Karma Kullanım kategorisinde ödül aldık. 24 Mart 2012 tarihinde  Kadir Has Üniversitesi tarafından 8. Kadir Has Ödülleri kapsamında ‘Sanatta  Üstün Başarı Ödülü’ne layık görüldük. Geçtiğimiz Mart ayında düzenlenen ArkiParc  2012 Gayrimenkul Ödülleri kapsamında “Yalova Raif Dinçkök Kültür Merkezi”  projesi Alternatif Yatırımlar kategorisinde; Tekfen Kağıthane OfisPark ise Ofis  kategorisinde bize başarı ödülü kazandırdı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://database.emrearolat.com/2012/05/04/gayrimenkul-fikirleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;Neden Bienal?&#8217;- Yuvarlak Masa Toplantısı</title>
		<link>http://database.emrearolat.com/2012/04/30/neden-bienal-yuvarlak-masa-toplantisi/</link>
		<comments>http://database.emrearolat.com/2012/04/30/neden-bienal-yuvarlak-masa-toplantisi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Apr 2012 16:11:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Asli Altug</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıntı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://database.emrearolat.com/?p=2193</guid>
		<description><![CDATA[Kaynak: istanbuldesignbiennial.iksv.org
&#160;
İstanbul Tasarım Bienali ön etkinlik programı 26 Mayıs 2012 tarihinde  gerçekleşecek olan “Neden Bienal?” başlıklı yuvarlak masa toplantısı ile  devam edecek. Bu etkinlik kapsamında davet edilmiş olan uluslararası  tasarım bienalleri ve trienallerinin direktörleri ile birlikte sayısı  &#8230; <a href="http://database.emrearolat.com/2012/04/30/neden-bienal-yuvarlak-masa-toplantisi/">devamı...</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kaynak: <a href="http://istanbuldesignbiennial.iksv.org/why-biennial-round-table-discussion/?lang=tr">istanbuldesignbiennial.iksv.org</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İstanbul Tasarım Bienali ön etkinlik programı 26 Mayıs 2012 tarihinde  gerçekleşecek olan “Neden Bienal?” başlıklı yuvarlak masa toplantısı ile  devam edecek. Bu etkinlik kapsamında davet edilmiş olan uluslararası  tasarım bienalleri ve trienallerinin direktörleri ile birlikte sayısı  gittikçe artan tasarım etkinlikleri ile ilgili genel değerlendirmelerin  yapılacağı bir tartışma platformu yaratılacak.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Toplantıya, <a href="http://www.designliege.be/en/reciprocity_en">Liege Uluslararası Tasarım Bienali</a> Direktörü Giovanna Massoni, <a href="http://www.bio.si/">Ljubljana Bio-Biennial of Industrial Design</a> Direktörü Matevž Čelik,<a href="http://www.citedudesign.com/"> St. Etienne Cite du Design</a> Direktörü Elsa Francés, <a href="http://www.experimentadesign.pt/index-en.html">Experimenta Lisbon</a> Direktörü Guta Moura Guedes, <a href="http://www.goldenbee.org/9th/eng/home/">Moskova Uluslararası Grafik Tasarım Bienali</a> Direktörü Dr. Serge Serov, <a href="http://hkszbiennale.org/2011/en/index.html">Shenzhen-HongKong Bi-City Urbanism/Architecture Bienali</a> Direktörü Weiwen Huang,  <a href="http://www.iabr.nl/EN/">Rotterdam Mimarlık Bienali</a> Direktörü George Brugmans ve <a href="http://gb.or.kr/?mid=main_eng">Gwangju Tasarım Bienali 2011</a> Co-artistic Direktörü Brendan McGetrick katılacak.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Katılımın herkese açık ve ücretsiz olacağı etkinlik hakkındaki diğer detaylar daha sonra açıklanacak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://database.emrearolat.com/2012/04/30/neden-bienal-yuvarlak-masa-toplantisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title></title>
		<link>http://database.emrearolat.com/2012/04/30/2187/</link>
		<comments>http://database.emrearolat.com/2012/04/30/2187/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Apr 2012 08:06:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Asli Altug</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıntı]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://database.emrearolat.com/?p=2187</guid>
		<description><![CDATA[&#160;
&#160;
&#160;
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://database.emrearolat.com/2012/04/30/2187/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TAŞKIŞLA ŞENLİKLERİ, 7-11 MAYIS&#8217;TA!</title>
		<link>http://database.emrearolat.com/2012/04/27/taskisla-senlikleri-7-11-mayista/</link>
		<comments>http://database.emrearolat.com/2012/04/27/taskisla-senlikleri-7-11-mayista/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Apr 2012 16:16:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Asli Altug</dc:creator>
				<category><![CDATA[Akıntı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://database.emrearolat.com/?p=2182</guid>
		<description><![CDATA[Kaynak: grizine.tumblr.com
&#160;
Her sene olduğu gibi, bu sene de Taşkışla’da baharı kutluyoruz, şenleniyoruz!  Artık şenlik zamanı geldi çattı. Taşkışla Şenlik’18 kapsamında,  7 &#8211; 11 Mayıs tarihleri arasında birçok etkinlik, konser ve  söyleşinin yanında workshop’lar da yer alacak.
&#160;
123   &#8230; <a href="http://database.emrearolat.com/2012/04/27/taskisla-senlikleri-7-11-mayista/">devamı...</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kaynak: <a href="http://grizine.tumblr.com/">grizine.tumblr.com</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Her sene olduğu gibi, bu sene de Taşkışla’da baharı kutluyoruz, şenleniyoruz!  Artık şenlik zamanı geldi çattı. <strong>Taşkışla Şenlik’18</strong> kapsamında,  <strong>7 &#8211; 11 Mayıs</strong> tarihleri arasında birçok etkinlik, konser ve  söyleşinin yanında workshop’lar da yer alacak.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>123  ve Büyük Ev Ablukada’yı akustik performanslarıyla izleyebileceğimiz konserler,  Emre Arolat’tan Tasarım Bienali’ni, Zeki Demirkubuz’dan sinemayı  dinleyebileceğimiz söyleşiler, workshop’lar, film gösterimleri, maskeli balo  gibi düşününce heyecanlandığımız o kadar çok şey var ki, biz söylemeyelim siz  keşfedin!</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://database.emrearolat.com/2012/04/27/taskisla-senlikleri-7-11-mayista/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

